20 Ekim 2009 Salı

Tarçınlı Fındıklı Kurabiye


Selamlar!

Geçtiğimiz hafta cumartesi günü hem aldığımız arabanın kutlaması olsun hem de gelenekselleşen cumartesi toplantılarımızın startını verelim diye bir buluşma düzenledik. Tabi babamın ofisinde. Çok sevgili kardeşim Ukbe çiğ köfte yaptı, annem ablam hep beraber bir şeyler yaptık. Ben de eşimin ısrarıyla tiramisu yaptım.Hansa'nın eşi de gelirken enfes bir baklava almış. Yedik içtik.Eksiklerimiz olsa da güzel bir akşamdı.Bu güzel kurabiyelerin arada kaldığını yani önemsenmediğini düşünmeyin. Aksine çok övgü aldı. Bu kurabiyeyi bir velimde yedim. Tarifini aldım. İlk fırsatta denedim. Açıkçası onun yaptığı kadar güzel olmadığı kanaatine vardım. Ama yine de güzeldi. Beğenildi ve bitti...

Gelelim tarife:

250 gr tereyağ

4 yemek kaşığı pudra şekeri

1 yemek kaşığı tarçın

1 su bardağı çekilmiş fındık

3 su bardağı un

Hazırlanışı:

Önce şeker ve tereyağı iyice karıştırın. ( yağı eritmeyin) Ardından tarçın, fındık ve unu ilave edin. Cevizden küçük parçaları yuvarlayarak tepsiye dizin. Fırından çıkarınca üzerine tarçın+pudra şekeri serpin.

Afiyet Olsun..

24 Eylül 2009 Perşembe

Okulun ilk Günü Güllerim ve Tombik İstavritler


Her sene okulların açıldığı ilk gün duygularımı paylaşıyorum nerdeyse. Bu sene öğrencilerim 2. sınıf oldu. Okulumuzun kıyafetleri değişti. Çok tatlı olmuş hepsi sabah sabah en güzel halleriyle geldiler okullarına. Hansa’nın Şimdi Okullu Olduk yazısını keyifle ve tebessümle okudum. Esmacığıma ve bütün öğrencilere hayırlı, sağlıklı ve başarı dolu eğitim yılları diliyorum.Bugün çok ilginç bir olay oldu. Dersten çıkıp öğretmenler odasına girdim. Masada kocaman cam bir vazo ve içinde güller duruyordu. Hiç aldırış etmeden geçtim oturdum bulduğum boş bir yere. Arkadaşlar Safiye çiçeğini gördün mü deyince. Ya dalga mı geçiyorsunuz benimle ben kim güller kim dedim. Dememle de güllerin içindeki kartı görmem bir oldu. Evet güller bana gelmişti eşimden. Çok sevindim. Ben bazen kıymetini bilmiyorum ama çok incedir benim kocam. Arkadaşlarım da iki güle tav oldun diyorlar. Ee biz kadınlar hep aynıyız. Ben de eşime bir sürpriz yapayım dedim. Eve gelirken mahalle pazarının kurulduğu günde olduğumuzu fark ettim. Hemen pazara uğradım. Aklımda mantarlı bir şeyler vardı ama evin birinden acayip balık kokusu geliyordu. Balık tezgahında alabalık kadar istavritler vardı. 6 tane alabalık ay pardon istavrit aldım. Evimin yolunu tuttum. Okulların açıldığı ilk günü balık yiyerek kutlayalım dedim. Balıkları nasıl mı pişirdim?

Bir miktar mısır unu ve tuzu iyice harmanladım. Balıkları tertemiz yıkayarak bu karışıma buladım. Azıcık zeytinyağı ile çıtır çıtır oalna kadar tavada pişirdim. Afiyet olsun.

Bu arada balık pişerken evinizin balık kokmaması için bir cezvenin içine toz ya da çubuk tarçını biraz suyla koyup kaynatırsanız balık pişerken çıkan koku azalır.

Güllerimin resmini çekmeyi unuttum J sınıfımda masamda duruyorlar. Okulumuzun hemşiresi var Pamuk abla.Çok tatlı biri. Bana diyor ki: “Hoca hanım bak eşin sena cam kavanozlardaki güller gibi bakıyor.” Çok hoşuma gidiyor Pamuk ablanın yorumları.



22 Eylül 2009 Salı

Bayram Kahvaltısı

3.Gün Bayram Kahvaltı Soframız

Un Helvası


Erzurum Ketesi (Hamuru ve açılışı çörek gibi. Ama içine kavrulmuş un+yağ+ceviz konuyor. Bohça gibi katlanıyor.)

Selamlar herkese!

Birlikte olmaktan mutluluk duyduğumuz huzurlu bir bayramı da geride bıraktık. Bayram namazını beyler Fatih Camii’nde kılmaya karar verdiler. Betül ablam, ben ve karşıda oturan teyzem biz de beylere takıldık. Bayram namazı kılalım dedik. Gerçi bizim namazımız katakulliye gelse de Allah kabul etsin dedik. Daha sonra Kemal ağabeyimle biz Yavuz Sultan Selim’in türbesini ziyaret ettik. Sonrasında bayram yemeği için annemlerin evinin yolunu tuttuk. Bizim evde bayram sabahları kahvaltı yapmak tercih edilirdi. Ama bu sefer daha geleneksel olsun diye şöyle tam takım bir bayram yemeği ayarlamışlar. Ayarlamışlar diyorum çünkü sofrada herkesten bir şeyler vardı. Hale ablam etli kuru fasulye, Sümeyra ablam ev baklavası ve sebzeli pilav, teyzem z.yağlı biber dolması annem ise etli yaprak sarma ( babamla beraber sarmışlar) su böreği, baklava, ayran çorbası yapmıştı.. Mmm başka ne vardı …Umarım unuttuğum yoktur.

Sofraların başında buluştuk yedik içtik. Hoş sohbetler ettik. Babacığımın herkesin bayram hakkında fikrini aldığı ortam da çok hoştu. 7’den 70’e herkesin fikri alındı. Herkes aynı dikkatle dinlendi. Lise 1’e geçen yeğenim Naile’nin temennisi çok güzeldi. Bizim fıstık Naile der ki : Ramazan bitti ama güzel sofralar davetler bitmesin. Yine herkes birbirini iftar gibi yemeğe davet etsin. Bize gelinsin biz gidelim. Tabi o kadar güzel masa hazırlıyor ki. Ben de olsam öyle derdim.

Bayramın 3. günü yani bugün ise yine cümbür cemaat birlikteydik. Bu sefer Hale ablamdaydık. Aralık ayında ailelerine minik bir beyin katılacağını hesap ederek süper performans gösteren ablama teşekkürlerimi sunuyorum. Masayı az evvel adı geçen yeğenim Naile hazırlamış. Valla her şey o kadar güzeldi ki. Fazla söze hacet yok. Resimlerle veda ediyorum..

2 Eylül 2009 Çarşamba

Mantarlı Krep İftar Bereketi Etk.3


Evde eşimle iftar ettiğimiz günler fix menüye talim oluyoruz. Sofralarımızın vazgeçilmez çorbası tarhana çorbası ile başlıyoruz. Ardından çay, kahvaltılık ve tek çeşit doyurucu bir yemek. Bugün de o "doyurucu yemek" ismini dolduracak etli, mantarlı krep denedim. Esma hocacımdan öğrendim ve aklımda kalan haliyle denedim. Gerçekten çok doyurucu ve bir o kadar da leziz bir ikram oldu. 5 çayları için de çok ideal bir çeşit. Tarif Sevil' e gitsin. İftar bereketi etkinliğinin ev sahibesi..

Mantarlı Krep

Krep malzemeleri için

1 su bardağı un

1 su bardağı süt

Bir fiske tuz

Yarım tatlı kaşığı karbonat

(Tarifte yumurta var ama ben koymuyorum)

İç malzemesi

200 gr dana sote ( daha önceden pişirdiğim hazır soteden kullandım )

2 tane kırmızı biber

1 kase doğranmış mantar

Tuz, istediğiniz baharatlar

Üzeri için dilim kaşar

Hazırlanışı

  • Krep malzemelerini mikserle çırpın varsa krep tavanızda yoksa da fark etmez herhangi bir teflon tavada birer kepçe döküp yayarak pişirin.
  • Sotelik etleri güzelce pişirin.
  • Biberleri bıçağa takarak ocağın en kısık ateşine koyun etrafı közlenince ve yeterince soğuyunca soyup dilimleyerek pişen etlere ilave edin.
  • En son da doğranmış mantarları ekleyin pişirin, tuzunu ilave edin. Ocaktan alın.
  • Pişirdiğiniz krepleri bir kasenin içine yerleştirin.
  • İçine hazırladığınız mantarlı ve etli karışımdan koyun. Bohça gibi kapatın.Ters çevirerek tepsiye dizin.Üzerine bir dilim kaşar peynir koyup, kürdanla sabitleyin.
  • Kaşar eriyene kadar fırında tutun.
  • Çıkarıp afiyetle yiyin J

1 Eylül 2009 Salı

Etimekli Tatlı, İftar Daveti








Her salı 19.30' da sona eren bir toplantım oluyor. Ramazan münasebetiyle biz de toplantımızı iftar programlı yapalım dedik. Arkadaşlarım bana gelmeye karar vermişler. Ben de seve seve kabul ettim.Yardımcı olacaklarını tahmin ettiğim için.Teşekkürler hepsine çok yardım ettiler. Bir arkadaşım çorba karıştırırken diğer arkadaşım salatalara yardım etti. Sadece unutkanlığım yüzünden ezan vakti mahallede fırın fırın gezip pide aramak zorunda kaldım. Çok şükür ki ikinci fırınımda yüzüm güldü. Sıcak pideleri kağıdından tutup koşa koşa geldim. Kağıdından diyorum çünkü çoook sıcaktılar. Sofra ahalisi sıcak pideleri görünce " İyi ki de pideleri önceden almamışsın hocam" dediler. Yedik, içtik bol muhabbetli bir ortamımız oldu.Ne mi pişirdim ? Ben yine kafadan uydurma bi menü hazırladım. Cuma gününden beri bir gün misafirim oluyor bir gün olmuyor. Cuma eşimin arkadaşları vardı. C.tesi yoktu. Pazar ablamlar vardı. Pazartesi, yoktu. Salı yani bugün arkadaşlarım vardı. Bakalım yarın ve yarından sonrası neler gösterecek mevlam. Bugün gelenler arkadaşcıklarım olduğu için hem özenmeye çalıştım her şey çok güzel olsun diye, hem de çok telaş etmedim. Rahat rahat resim bile çektim :)) Dün de mesleğinde 20.yılına başlama heyecanını yaşayan çiçeği burnunda (!) öğretmenimiz Aysel hocadaydık. "Genç grubu önce çağırdım, sizden sonra yaşlıları alacağım" açıklaması çok hoşumuza gitti. Maşallah Aysel hocamız bedenen ve ruhen çok genç kalmış. Okulumuzun tek YAŞSIZ KADINI :) Üstelik bizeler de enfes ikramlar hazırlamıştı.


Etimekli tatlıyı çok sık olmasa da arada yapıyorum. Siteye yazmak bugüne kısmetmiş. Arkadaşlarımdan yemek blogumun olduğunu bilmeyenler varmış. Ne yazıkki iyi reklam yapamamışım :( Yedikleri her güzel yiyecek için sitende bu da var mı bu da var mı diye sordular. Ben de çoğuna yok onu daha eklemedim diye cevap verince baya bi şarırdılar bu güzellikleri neden koymuyorsun diye.

Menüm şöyleydi:

Tarhana Çorbası

Mercimekli Bulgur Pilavı

Kuzu Kapama

Mantarlı, biberli sote

Yoğurtlu Semizotu Salatası



Yeşil Salata

Tatlı olarak da Etimek Tatlısı ve Baklava ikram ettim.

Arkadaşlarım her şey güzel çok güzel olmuş HOCACIM dediler. İnşallah memnun ayrılmışsınızdır "Sevgili arkadaşarım"

Etimek Tatlısı ( 8 kişilik)
Malzemeler
6 tane tuzsuz etimek
Islatmak için
1 su bardağı şeker
1.5 su bardağı sıcak su
Muhallebisi için
2 su bardağı süt
1 yemek kaşığı un
1 yemek kaşığı nişasta
1 yemek kaşığı şeker
Üzeri için
3\4 su bardağı soğuk süt
1 paketkrem şanti
Hazırlanışı
Etimekleri ortaboy dikdörtgen bi borcama dizin. Şekeri tencereye alın. Kısık ateşte yavaş yavaş eritip karemelize edin. Yani rengi karemel rengi olana kadar eritin.Eriyince 1.5 su bardağı kaynar suyu üzerine dikkatlice dökün. Şeker sertleşip yavaş yavaş erisin diye tencerenin kapağı kapatın. Sertleşen şeker eriyince şerbeti etimeklerin üzerine dökün.
Muhallebi için un şeker nişasta ve sütü tenceye alıp pişirin. Pişince etimeklerin üzerine dökün. Krem şantiyi hazırlayıp soğutun ve servisten önce tatlımızın üzerine sürün. Servise hazır :)

Bu görmekte olduğunuz boş tabakta koca bir dilim etimek tatlısı vardı. Ta ki güzel Leyla yemeden önce. Önce yarım dilim alan Leyla arkadaşım "çok güzel olmuş diğer yarısını da istiyoruum" diyince yarımşar yarımşar koca bir dilim tatlıyı da götürmüş oldu :) Azcık yesin ablası çok zayıf..

31 Ağustos 2009 Pazartesi

Sultanahmet'te İftar, İncirli Tatlı ve Bardakta Hadis









Sultanahmet'te İftar...


Lise yıllarında geçirdiğimiz ramazanların en popüler aktivitesi öğretmenlerimiz ve arkadaşlarımızla yaptığımız iftarlardı. Hele de mekan Sultanahmet Camii olunca.. O zamanlardan bu zamanlara kalan güzel bir alışkanlığımdır. O zamanki kadar çılgınca, özgürce ve umut dolu olmasa da öğretmenliğe başladığım yıldan beri her yıl ramazan aylarında gitmeye, orada iftarımı etmeye bayılırım. Bu sene de kitap fuarının açılışını haber aldık. Attık kendimizi yollara. Üsküdar, Eminönü, Sultanahmet güzergahını izleyerek vardık mekana. Önce biraz gezindik kitap fuarında yayınevi yayınevi.. Her taraf kitap... Kitap okuma konusunda gevşek davrandığımızı farkettik. Bizi kendimize getirecek birkaç kitap seçtik. Ezan vaktine az biz zamanın kaldığını satış yapan stand görevlilerinin getirmekte olduğu dumanı üzerinde çorbalardan anladık :) Gittik kendimize yiyecek bir şeyler aldık. Yer bulmak mümkün değil. Biz henüz gelmişken masaların birçoğunu dolu görmüştüm, saat 19.00 sularıydı. Demek ki insancıklarımız başarına gelecekleri bildiklerinden ezana 45 dk kala buldukaları o güzelim masalara açmıştı nevalelerini.
Biz de aldık çıkınımızı bir köfteciden köfte ekmek, kola ve su. Oturduk cami bahçesinde çimenlerin ortasına. Etrafımızda dayı,yiğen, amca, elti aile boyu iftarı bekleyen sülale boyu sofralar vardı. Biz de genelde kendimizi öyle halkaların içinde iftar ederken bulurduk. Ama bu sefer öyle olmadı. İki kişi, eşimle ben uygun bir yer bulup oturduk. Ezanla birlikte açtık orucumuzu, kıldık namazımızı.. Tatlımızı yedik. Biraz daha gezindik. Saat 22.00'da arabamızın bal kabağına dönüşmemesi için, Eminönü-Üsküdar son seferini kaçırmamak için, yola koyulduk. Eminönü'na vardığımızda vapurun kalkmasına 20 dk olduğunu gördük. O kadar kokmuşuz ki yetişemeyeceğiz diye. Biraz esnafa kâr ettirelim diye işportadan alışveriş yaptık, ekonomiyi canlandırdık. Sonra evimize geldik.
Bu akşam ise (30 Ağustos akşamı) iki ablamı ve annemi davet ettim.Masamın resimini yine çekmeyi ihmal ettim.Fakat eşimin hazırladığı ve benim fikrimle bardakların içine yerleştirdiğimiz, ezanı beklerken okuyup tefekkür edebileceğimiz hadisleri ve incirli tatlımı paylaşmak istedim.. Hem sütlü hem Şerbetli bir tatlıbu tatlı . Geçen sene bu okuluma başladığımda yeni tanıştığım Aysel adındaki öğretmen arkadaşım vermişti tarifi ne zamandır denememiştim. Gezdim, bir kaç sitede de gördüm. Hatta bir sitede çok komik bir yorumla karşılaştım. Site sahibine hitaben: Oktay usta senin tariflerini isim vermeden tv de yapıyor haberin olsun diyordu.Ay ne komik. Oktay usta senin sitenden tarif almış yani. Yok böyle bir şey ya :))

İncirli Tatlı


Kek Malzemeleri


3 Yumurta


1 s. bardağı şeker


1. s. bardağı ceviz


1.su bardağı un


1 paker kabartma tozu


7 tane kuru incir ( yıkanıp minik doğranmış)


Şebeti için


1 su bardağı su


1 yemek kaşığı nescafe


3 yemek kaşığı şeker


Muhallebisi için


1 litre süt


2 yemek kaşığı nişasta


2 yemek kaşığı un


(Unla nişasta tepeleme olmasın)


Pişince içine kremşanti dökün (toz)


Hazırlanışı:



Kek için; Yumurta ve şekeri çırpınca cevizi, unu, kabartma tozunu ve minik doğradığınız inciri ekleyin. Kenarları tırtıklı büyük dikdörtgen borcama altını yağlayarak dökün. 150 dercede O pişedursun.


Muhallebi için; Süte unu ve nişastayı katıp pişirin. Soğuyunca kremşantıyı dökün mikserle çırpın.Şerbet için ise; Suya şeker ve nescafeyi ekleyin. Karışıtırın ki şeker erisin.Keki fırından çıkarınca ilk sıcaklığı gittikten onra 3,4 dk sonra şerbeti dökün. Şerbeti tamamen çekince muhallebiyi de üzerine dökün. Bozdolabına kaldırın. Çok güzel oluyor Tavsiye ederim Ama benim kekim biraz dağılır gibi oldu. Bunu önlemek için ne yapabilirim acaba bilen varsa paylaşımlarını beklerim...

Sevgilerimi sunuyorum..Hayırlı iftarlar..