22 Aralık 2009 Salı

Bayat Ekmek Poğaçası





Bugünkü tarif iki çocuk annesi beden eğitimi öğretmeni arkadaşım Tuba’ya ait. ( Sanki her gün bi tarif veriyormuşum gibi oldu biraz)


Yılan hikayesine dönüşen buluşma günümüz nihayet bugün gerçekleşti. Teee bu senenin başında başlattığımız günümüzü devam ettirmek için, 5 kişilik çekirdek bir gün olmasına rağmen bir türlü fırsat bulup uygun gün ayarlayamadık. Dolayısıyla baya bi sarktı. Ama değdi hakikaten. Çünkü gün grubumuzun dışında uzun zamandır görüşemediğimiz iki arkadaşımız da katıldı buluşmaya.


Mekan sevgili Tubacığımın evi idi. Yıllarca giriş katta oturan arkadaşım 4. kata taşınmış. Evi ikramları, çocukları kendisi kısacası her şey harikaydı..Sofra o kadar zengindi ki..Maşallah yapmış da yapmış. 14 çeşide kadar sayabildim.Ellerine sağlık pratik arkadaşım.. Hepsinden tatmaya çalıştım. En çok ilgimizi çeken de bayat ekmekle yapılan poğaça oldu.Tarifini o da bi arkadaşından almış.Tarifi bana bu gece mutlaka mail at dedim. Hemen buzdolabının üzerinden alıp elime tutuşturuverdi. Ben de sıcağı sıcağına yazıyorum…




Bayat Ekmek Poğaçası



Malzemeler



1 su bardağı yoğurt


1 su bardağı sıvı yağ


Islatılmış yarım ekmek ( bayat )


1 yumurta sarısı


Tuz


1 paket kabartma tozu


Aldığı kadar un


Galeta unu


İstediğiniz her hangi bir iç ( Kıyma, peynir.. vs)



Hazırlanışı



Malzemelerin hepsini karıştırıp hamuru inceltiyoruz.Normal poğaça gibi malzemeden koyup kapatıyoruz.Önce yumurta akına sonra galeta ununa bandırıp tepsiye diziyoruz.


Sıcak olarak tüketilmesi tavsiye ediliyor..




1 Kasım 2009 Pazar

Doğum Günü Pastam

Her 29 Ekim'de bir yaş daha büyüdüğümü düşünürdüm. Bu sene artık yaşımın ilerlemediğini farkettim. Hala 22 yaşındayım :) Bu seneyi takip eden 15 yıl boyunca Allah ömür verdiği sürece hep 22. yaş günümü kutlayacağım :)

Doğum günümde arayan, mesaj atan face de not bırakan ve bizzat kutlayan arkadaşlarıma, akrabalarıma teşekkür ederim.Allah hepimize sağlıklı, huzulu hayırlı bir ömür nasip etsin..


Maklube


Sevgili kardeşim Ukbe dün akşam eşimin telefonunu yürüttü. Oysa ki biz onu yağmurlu ve soğuk bir akşamda eve kadar sıcak arabamızla bırakmıştık. Telefonundaki mesajlarını okumaya yeltendiğimde özel hayatın öneminden bahseden ufak şeker 6300 Nokia marka bir telefonu el altından eve götürmenin özel hayatla bir alakasının olmadığını iddia ediyor. Bu resimdeki lezzet yumağı ise çaldığı telefonu pişmanlık duygusuyla geri getirmesinin sonucu olarak ona verdiğimiz ödül.

Eşim ben ve Ukbe üçlüsünden oluşan kombinasyon bu lezzete imza attı.

İşte Tarif:

5 çay bardağı pirinç ( büyük baraklardan)

Yarım kg kuzu kuşbaşı ( biz dana kullandık markette kalmamış)

6 tane küçük boy patatesi

1 tan soğan

Tere yağ, Zeytinyağı, tuz

Öncelikle eti pişiriyoruz.(olduğundan biraz daha küçültürseniz daha iyi olur) Patatesi yuvarlak yuvarlak dilimleyip az yağda kızartın. Soğanı da yuvarlak keserek yağladığınız bir tencerenin altına dizin. Pirinci kavurun.Sırasıyla en alta soğan, patates, et, pirinç, patates, et, pirinç kuralına uyarak tencereye bastıra bastıra dizin. Aralarına ince tereyağ dilimleri dizin. Daha sonra ocağa alın. Bir kaşık yardımıyla kaynamış suyu, hazırlanan pilavlı karışımın üzerinden 2 cm çıkacak kadar ilave edin. Kısık ateşte yarım saat kadr pişirin. Yuvarlak bir tepsinin ortasına ters çevirerek servis yapın. Bunu görenler maklube böyle olmaz diyebilirler. Biz üç kişi olduğumuz için daha büyük bir tepsiye çevirmedik. Dolayısıyla etrafına salata ve yoğurt da koymadık. Onları da bağımsız tabakalarında servis ettik. Afiyetle yedik bitti!

20 Ekim 2009 Salı

Tarçınlı Fındıklı Kurabiye


Selamlar!

Geçtiğimiz hafta cumartesi günü hem aldığımız arabanın kutlaması olsun hem de gelenekselleşen cumartesi toplantılarımızın startını verelim diye bir buluşma düzenledik. Tabi babamın ofisinde. Çok sevgili kardeşim Ukbe çiğ köfte yaptı, annem ablam hep beraber bir şeyler yaptık. Ben de eşimin ısrarıyla tiramisu yaptım.Hansa'nın eşi de gelirken enfes bir baklava almış. Yedik içtik.Eksiklerimiz olsa da güzel bir akşamdı.Bu güzel kurabiyelerin arada kaldığını yani önemsenmediğini düşünmeyin. Aksine çok övgü aldı. Bu kurabiyeyi bir velimde yedim. Tarifini aldım. İlk fırsatta denedim. Açıkçası onun yaptığı kadar güzel olmadığı kanaatine vardım. Ama yine de güzeldi. Beğenildi ve bitti...

Gelelim tarife:

250 gr tereyağ

4 yemek kaşığı pudra şekeri

1 yemek kaşığı tarçın

1 su bardağı çekilmiş fındık

3 su bardağı un

Hazırlanışı:

Önce şeker ve tereyağı iyice karıştırın. ( yağı eritmeyin) Ardından tarçın, fındık ve unu ilave edin. Cevizden küçük parçaları yuvarlayarak tepsiye dizin. Fırından çıkarınca üzerine tarçın+pudra şekeri serpin.

Afiyet Olsun..

24 Eylül 2009 Perşembe

Okulun ilk Günü Güllerim ve Tombik İstavritler


Her sene okulların açıldığı ilk gün duygularımı paylaşıyorum nerdeyse. Bu sene öğrencilerim 2. sınıf oldu. Okulumuzun kıyafetleri değişti. Çok tatlı olmuş hepsi sabah sabah en güzel halleriyle geldiler okullarına. Hansa’nın Şimdi Okullu Olduk yazısını keyifle ve tebessümle okudum. Esmacığıma ve bütün öğrencilere hayırlı, sağlıklı ve başarı dolu eğitim yılları diliyorum.Bugün çok ilginç bir olay oldu. Dersten çıkıp öğretmenler odasına girdim. Masada kocaman cam bir vazo ve içinde güller duruyordu. Hiç aldırış etmeden geçtim oturdum bulduğum boş bir yere. Arkadaşlar Safiye çiçeğini gördün mü deyince. Ya dalga mı geçiyorsunuz benimle ben kim güller kim dedim. Dememle de güllerin içindeki kartı görmem bir oldu. Evet güller bana gelmişti eşimden. Çok sevindim. Ben bazen kıymetini bilmiyorum ama çok incedir benim kocam. Arkadaşlarım da iki güle tav oldun diyorlar. Ee biz kadınlar hep aynıyız. Ben de eşime bir sürpriz yapayım dedim. Eve gelirken mahalle pazarının kurulduğu günde olduğumuzu fark ettim. Hemen pazara uğradım. Aklımda mantarlı bir şeyler vardı ama evin birinden acayip balık kokusu geliyordu. Balık tezgahında alabalık kadar istavritler vardı. 6 tane alabalık ay pardon istavrit aldım. Evimin yolunu tuttum. Okulların açıldığı ilk günü balık yiyerek kutlayalım dedim. Balıkları nasıl mı pişirdim?

Bir miktar mısır unu ve tuzu iyice harmanladım. Balıkları tertemiz yıkayarak bu karışıma buladım. Azıcık zeytinyağı ile çıtır çıtır oalna kadar tavada pişirdim. Afiyet olsun.

Bu arada balık pişerken evinizin balık kokmaması için bir cezvenin içine toz ya da çubuk tarçını biraz suyla koyup kaynatırsanız balık pişerken çıkan koku azalır.

Güllerimin resmini çekmeyi unuttum J sınıfımda masamda duruyorlar. Okulumuzun hemşiresi var Pamuk abla.Çok tatlı biri. Bana diyor ki: “Hoca hanım bak eşin sena cam kavanozlardaki güller gibi bakıyor.” Çok hoşuma gidiyor Pamuk ablanın yorumları.



22 Eylül 2009 Salı

Bayram Kahvaltısı

3.Gün Bayram Kahvaltı Soframız

Un Helvası


Erzurum Ketesi (Hamuru ve açılışı çörek gibi. Ama içine kavrulmuş un+yağ+ceviz konuyor. Bohça gibi katlanıyor.)

Selamlar herkese!

Birlikte olmaktan mutluluk duyduğumuz huzurlu bir bayramı da geride bıraktık. Bayram namazını beyler Fatih Camii’nde kılmaya karar verdiler. Betül ablam, ben ve karşıda oturan teyzem biz de beylere takıldık. Bayram namazı kılalım dedik. Gerçi bizim namazımız katakulliye gelse de Allah kabul etsin dedik. Daha sonra Kemal ağabeyimle biz Yavuz Sultan Selim’in türbesini ziyaret ettik. Sonrasında bayram yemeği için annemlerin evinin yolunu tuttuk. Bizim evde bayram sabahları kahvaltı yapmak tercih edilirdi. Ama bu sefer daha geleneksel olsun diye şöyle tam takım bir bayram yemeği ayarlamışlar. Ayarlamışlar diyorum çünkü sofrada herkesten bir şeyler vardı. Hale ablam etli kuru fasulye, Sümeyra ablam ev baklavası ve sebzeli pilav, teyzem z.yağlı biber dolması annem ise etli yaprak sarma ( babamla beraber sarmışlar) su böreği, baklava, ayran çorbası yapmıştı.. Mmm başka ne vardı …Umarım unuttuğum yoktur.

Sofraların başında buluştuk yedik içtik. Hoş sohbetler ettik. Babacığımın herkesin bayram hakkında fikrini aldığı ortam da çok hoştu. 7’den 70’e herkesin fikri alındı. Herkes aynı dikkatle dinlendi. Lise 1’e geçen yeğenim Naile’nin temennisi çok güzeldi. Bizim fıstık Naile der ki : Ramazan bitti ama güzel sofralar davetler bitmesin. Yine herkes birbirini iftar gibi yemeğe davet etsin. Bize gelinsin biz gidelim. Tabi o kadar güzel masa hazırlıyor ki. Ben de olsam öyle derdim.

Bayramın 3. günü yani bugün ise yine cümbür cemaat birlikteydik. Bu sefer Hale ablamdaydık. Aralık ayında ailelerine minik bir beyin katılacağını hesap ederek süper performans gösteren ablama teşekkürlerimi sunuyorum. Masayı az evvel adı geçen yeğenim Naile hazırlamış. Valla her şey o kadar güzeldi ki. Fazla söze hacet yok. Resimlerle veda ediyorum..