27 Mart 2012 Salı
Hey Ben Tek Başıma Çörek Yaptım :))
12 Nisan 2011 Salı
Karaköy Poğaçası
30 Ocak 2011 Pazar
Saçma bir tart ve Elmalı Kek
Eee ben bunun rövanşını almadan durur muyum? Ev de mis gibi meyve kokmuşken, canımın içi ablacımın elmalı kekini yapmanın tam zamanı dedim ve o saçma tarta inat misşler gibi oldu canım kekimm..
Tarif çook kolay ve kesinlikle çok lezzetli,
ben 27 cm lik tart kalıbında pişirdim, ince bir kek oldu ama elmayla zenginleşti
Kek için mazlemeler
2 yumurta
1 su bardağından 2 parmak eksik şeker
yarım su bardağı sıvı yağ
yarım su bardağı süt
kabartma tozu, vanilya
un
Üzeri için
ince dilimlenmiş elma, toz şeker, tarçın
Klasik kek gibi keki pişirin üzerine ince dilim elmaları bi tarafını keke batırarak dizi
Toz şeker ve tarçın serpin
Isıtılmış fırına verin...
Afiyet olsunn...
25 Aralık 2010 Cumartesi
Dereotlu Peynirli Kek
Menüde şunlar vardı:
Unlu börek ( büyük ablamdan öğrenmiş ve fovori börekleri arasına girmiş)
Kısır
Brokoli, karnabahar, havuç, turşu,mısır dan oluşan tasarımı Betül hanıma ait olan salata
Dereotlu peynirli kek
Kadayıf Dolması
Aşure
Tarif şöyle:
Dereotlu Peynirli Kek
3 yumurta
1 tatlı kaşığı tuz
1 su bardağı sıvı yağ
1 su bardağı süt
İnce kıyılmış dereotu
Kaşar ve beyaz peynir rendesi ( malzemeden çalıp az koymayın )
Un
Kabartma tozu
Malzemeler karıştırılıp baton kek kalıbı yağlandıktan sonra kalıba dökülür. Önce 190 derecede , kabardıktan sonra da 175 derecede üzeri kızarıncaya kadar pişirilir… Ellerime sağlık..Yakından çektiğim foto çok fena kötü çıkmış.o sebepten eklemedim...
21 Aralık 2010 Salı
Portakallı Kek
Ben keki yaparken Seniha’da ana kucağında ( sandalyenin üzerinde) elindeki ayvayı kemiriyordu. Ayva elinden düşünce attığı çığlıkları karşı komşum kesin duymuştur!
Portakallı Kek
Malzemeler
3 yumurta
1 su bardağı şeker
1 su bardağı sıvı yağ (fındık yağı kullanıyorum ben)
Yarım su bardağı süt
Yarım su bardağı portakal suyu
1 pk kabartma tozu
1 portakal kabuğunun rendesi ( rendenin ince tarafıyla)
3 su bardağı un
Hazırlanışı
Portakal kabuklarını tabağa alıp bir yemek kaşığı şekerle karıştırıp kaynayan suyun üzerine koyun. Ben demliğin üzerine koydum. Buharı yetti. Şeker eriyince alın soğutun.
Yumurtları şekerle çırpın, yağ, süt, portakal suyu, portakal kabuklarını ve kabartma tozunu ekleyin. Unu azar azar eleyerek ekleyin. Yağlanmış kek kalıbına döküp önce 10,15 dk 190 derecede daha sonra 170 derecede 40 dk kadar pişirin.
Evinizi saran portakal kokusu başınızı döndürecek J
16 Aralık 2010 Perşembe
Özlemlerim...
Bu günlerde kendi kendime konuşurken yakalıyorum kendimi..Sanki blog okur ya da yazar gibi J
Kızımla günlerimizi güzel güzel yaşıyoruz.. Geçen zamanı geri getirmek mümkün olmadığından hep geçmişe özlem duyarım. Acaba sadece bende mi var bu huy. Yoksa çoğu insanda oluyor mu? Lisedeyken ortaokul günlerime öyle hasret duyardım ki…Allah’ım ne olur o günlerden bir tanesini yaşayayım hangisi olduğu hiç fark etmez derdim. Lise bitti, üniversiteye başladım. Gittiğim şehre, ortama ailemden uzak kalmaya hiç alışamadım. 4 sene boyunca neredeyse 3 hafta da bir İstanbul’a geldim. Hep alışamadım sevmiyorum burayı dedim dedim dedim....Çok şeker, çok iyi insanlarla tanıştım, dostlarım oldu; sabahlara kadar konuşup dertleştiğim, gülme krizleriyle uykuya dalamadığım..… Kimi zaman bi bankın üzerinde oturdum arkadaşımla okul çıkışı, kimi zaman da sabah yürüyüşüne çıktım çok sevdiğim ev arkadaşlarımdan biriyle… İşte böyle geçip gitti koca 4 yıl… Ayrılınca o şehirden, içimden bir şey koptu.. Meğer ne kadar sevmişim, alışmışım… Oysa hiç alışmadım diyordum…
Meslek hayatına başladığımda beni yepyeni maceralar bekliyordu. O günlerde anneciğimin dizinin dibinde, yediğim önümde yemediğim arkamda pamuk prenses gibiydim. Tam 2 yıl sürdü bu saltanat… 1. Yılın sonunda eşimle tanıştım.. 2. Yılın başında da evlendim… “2006”
Şimdilerde geride bıraktığım yıllar, yollar, şehirler, kısacası her şeyi özlüyorum.. Mesleğimin ilk yılını özlüyorum mesela.. Heyecanlı, meraklı, çalışmayı, üretmeyi seven Safiye’yi özlüyorum..
Şimdi çalışmıyorum 5 gün sonra 5.5 aylık olacak olan kızımla günlerimi geçiriyorum..
Onun da en bebekliğini özlüyorum..1. aynı, 2. ayını…Hamileliğimi…
Aslında yapmam gerekeni biliyorum.. Anın keyfini sürmek. Geçmişe üzülmemek gelecek için kaygılanmamak…Üzülmemek dediysem tabi özlem olmalı, ama bugün neşesini azaltmayacak kadar olmalı..Eminim kızım büyüdüğünde (1 yaş 2 yaş gibi) bu günleri de özlemle anacağım..
Kendimle kısa kısa hasbıhal ediyordum.. Yazıya dökeyim dedim.. Özlem, hasret, sevgi,.. Geçmişi hatırladığımda bir tek pişmanlık duygusunu hissetmiyorum.. Tabi daha güzel geçseydi maddi manevi dediğim oluyor ama büyük pişmanlıklar yaşatmasın Allah kimseye…
4 Aralık 2010 Cumartesi
Katmer (Kayseri Yöresi)
Evde olunca, annemlerin ablamların misafir ve gün gruplarına davet ediliyorum. Bugünde yine ortak arkadaşların katıldığı gündeydik. Kahvaltı olarak ayarlamışlar günü.. Beni de davet etti ablam, babamız okuluna giderken biraz erken kalkmak ve yolunu uzatmış olmak gibi fedakarlıklar göstererek bizi teyzemize bıraktı. Dolayısıyla ben de yapım aşamalarında hem yardım ettim hem de fotoğraflayabildim.
Kayseri gelini olan ablam da Kayseri mutfağını en ince ayrıntısına kadar, Kayserililerden iyi bilir. Ee 20 yıl dile kolay. Katmer, Kayseri’nin vazgeçilmez yöresel lezzeti.. Bizler de çok seviyoruz. Ablamın da maşallah eli o kadar pratikleşmiş ki bir çoğumuzun poğaça yapması gibi kısa sürede lezzetli katmerleri hazırlayıverdi.
Malzemeler
Un su tuz
Tahin ve yağ
Un, su,tuz 3’lüsünden mantıdan daha yumuşak bir hamur yapılır. Bezelere ayrılır. Oklava yardımıyla bezeler 1 cm kalınlığında açılır. Hamurun üzerine Tahin+yağ karışımından sürülür. Hamurun ortası elle delinir ve delinen yerden dışa doğru rulo yapılarak sarılır. Bir yerden kopartılarak uzun bir sicim elde edilir. Bu sicim gibi hamur+tahin+ yağ 3’lüsü uygun eşitlikte bölünür. Tepsiye yuvarlayarak dizilir. İşlem bütün malzemelerle tekrar edilir. Daha sonra sacda kızartmak için çörek şeklinde sarılımış katmerler merdane ya da oklava yardımıyla yassılaştırılır. Arkalı önlü sac da ( ya da teflon tavada) kızartılır.
1 Aralık 2010 Çarşamba
Çaydan Dönme Kahvaltı Sofrası
Eşimin okulundan öğretmen arkadaşlar uzun zamandır bebeğimi görmeye gelecekleri söylüyorlardı. Bugüne kısmetmiş.. Ben aslında çaya bekliyor gibi hazırlık yapmıştım,11 gibi geliriz dediklerinde ise olayı hemen kahvaltıya çevirdim :) İkram olarak planladıklarımın hemen hemen hepsini yapabilmiş olmamım mutluluğunu yaşıyorum. Neler yaptım :Hansacığımın tarifyle;
Fırında kaşarlı patates
Kabak ve havuç kavurması
Fındıklı kurabiye
Kadayıflı muhallebi
Önceden yapıp buzluğa attığım z.yağlı kuru patlıcan dolması
24 Kasım 2010 Çarşamba
Bayram Kahvaltısı Kuru Köfte
Kuru köfteye gelince, annemin spesiyalleri arasındadır. Aslında çok önemli bir püf noktası yok ama anne elinden çıkınca dünyanın en güzel yemeği oluyor.
Ben kısaca tarif vereyim:
Kıyma
Soğan ( rendelenecek)
ekmek içi
karabiber
tut
Kızartmak için sıvı yağ
Bulamak için az un
Kıyma malzemelerini iyice yoğurun, şekildeki gibi şekillendirin, hafifçe una bulayın. Kızgın yağda kızartın.. Çok lezzetli oluyor özellikle de kurban etiyle yapılınca..
20 Kasım 2010 Cumartesi
Mantarlı Börek
10 Kasım 2010 Çarşamba
Uyuyan bebek..İlginç anne...



8 Kasım 2010 Pazartesi
Bebeğim Geldi...
Bebeğimin geliş hikayesi..Bebekli bir kadın. Ev hanımı. Anne. Bu sıfatlar bana çok uzaktı. Ta ki geçen sene anne olacağımı öğreninceye dek. Aradan geçen bir senede çok şey değişti. Artık evimizde minik bir neşe kaynağımız, hayatımızı ona göre programladığımız, gaz çıkardığında ohh çok şükür dediğimiz, karnı doyunca doyduğumuz, onun uyku saatlerinde aslında 2 kişi olarak ne kadar yalnız olduğumuzu hissettiğimiz birisi var hayatımızda. Kızımız..Seniha’mız..5 Temmuz 17.41’de girdin hayatımıza.Sanki hep vardın. Hep yanımızdaydın..Kokunu duymak çok güzel..Klasiktir, hep derler “anne olunca annemin değerini daha iyi anladım” bu söz boşuna klasikler arasına girmemiş. Gerçekten çok doğru. Gerçi annelerimiz anne olmadan da çok sevilir ve hakkı ödenmeyecek şekilde minnettarlık duyulacak varlıklardır ama kendi evladı olunca insanın daha başka oluyormuş..
İşte benim son zamanlarda oluşturduğum sözlüğüm. Buyrun;
Doğum sonrası depresyon; eşimin yardımıyla hafif sıyrıklarla atlattığım psikolojik travma.
Yenidoğan sarılığı; Bilurubin denilen sarılık ölçer zımbırtısı 15’i gördü. Bu gece sizi hastanede misafir edebiliriz diyince doktor, zırlayan bir anne. Daha sonra bilinçli bir beslemeyle inişe geçti çok şükür.
Köprücük kemiği; Normal doğumlarda bebeklerde oluşabileceğini söyledikleri köprücük kemiği kırığı bebeğimizde de oluştu. İlk 15 gün ağlamalarıyla birlikte, bizi 1 ay endişelendirdi. 1.ay kontrolümüzde çok şükür iyileştiği öğrendik.
Anne sütü; İnsanın karnını doyurmasının, doğduğu andan itibaren ne kadar zor bir olay olduğunun kanıtı. Mucizevî sıvı. Ayrıca oluşması için "dev anasının çorba kâseleriyle" yediğiniz içtiğiniz komposto, cacık, çorba her türlü sıvı gıdayı yok saymayalım.
Kusmuk; En güzel kıyafetinizin-tabi içinde girebilirseniz-,halılarınızın, koltuklarınızın, yatağınızın çeşitli bölgelerinde oluşan yer yer sulu, yer yer peynirimsi beyaz akıcı sıvı J))
Yemek yapmak; Eskiden yani çalıştığım dönemde okuldan eve erken gelip hatta gelmeden markete uğrayıp alışveriş yapmak ve gelir gelmez mutfağa girmek benim için çok büyük zevklerdendi. Şimdi ise eşim okuldan gelince ancak hazırlayabiliyorum. İnşallah en kısa zamanda eski performansına döneceğim.
Fazla kilolar; Doğum yapmanın akabinde kendimi fit hissediyordum. Tabi "dev anasının çorba kasesiyle" içtiğim; komposto, cacık, çorba yediğim; tahin helvaları, bulgur pilavları ve sayamadığım bir sürü leziz bir o kadar da kalorili yiyecekler sayesinde hamilelik kiloma geri döndüm..Yani hem süt oldu hem de löp löp yağ oldu L
Gaz Sancısı; Ağlama krizleriyle kendini gösteren, belli zaman ve mekanı olmayan, bir sürü ilacı olan fakat bizim bebekte işe yaramayan fizyolojik rahatsızlık. Kırkı çıktıktan sonra geçer dense de 4. Ayında olan kızımda hala baş göstermektedir. Bebeğin ayağını sıcak tutmak, annenin kendini soğuktan koruması ve muskat adı verilen acayip ceviz gibi bir gıdadan çay kaşığıyla minikçe bebeğe vermek bir nebze olsun bu illetten kurtulmamıza yaradı. Ayrıca gazın çıkardığı ses dünyanın en rahatlatıcı, en anlamlı sesidir. Çoğu zaman o sesi duymak için kulak kabartırız. Aman çıkınca duyayım diye J
Aklıma gelince daha da yazarım inşallah şimdilik bu kadar..Merak eden, not bırakan, herkese teşekkürler..Allah her kadına anne olmayı nasip etsin. Çok güzel bir duyguymuş..
18 Mayıs 2010 Salı
Neler Oluyor Bana?
Okula devam ediyorum. Gidebildiğim kadar gideceğim. 18 Haziranda karne vermek amacım. Bakalım bizim minik, doktor teyzesinin dediği gibi acele etmezse, karneden sonra 3 haftamız daha olur. Ama yok ben erkenden gelicem nasıl bir yer orası derse yapacak bişi yok. Ne zaman nefes alması gerekiyorsa o zaman gelsin sağlıkla..
Hepinize güzel taze sebze-meyveli bol piknikli bahar diliyorum.
27 Nisan 2010 Salı
Bebeğim Geliyor...

25 Mart 2010 Perşembe
Sınıf Kurabiyeleri
Tarif Fınıklı tarçınlı kurabiyenin aynısı ama içinde bir tek tarçın yok. Malum yeni nesil yemez diye eklemedik. Başta Ümran öğretmenim olmak üzere öğretmenler biraz yoruldu ama minik akıllarda güzel şeyler kalsın diye değil mi bütün emeğimiz?
Fotoğraflar da Merve öğretmenime ait. Ellerinize sağlık kızar. Süper oldu. Biz 1. sınıfa giderken sınıfta kurabiye yapmak hayalimizde bile yoktu. Hayal bile edemediğimiz nice güzellikleri yaşatmak dileğiyle...
22 Mart 2010 Pazartesi
Hoş geldin LEYLA bebek...
14.abla çocuğu da dünyaya gözünü açtı. Hem de ne açış. Fıldır fıldır bakıyor minik şey.
Merak edenler için yazıyorum. 2970 gr ve 47 cm uzunluğunda tatlı kızımız.
Darısı bana ve bebek bekleyen tüm anne adaylarına..
3 Ocak 2010 Pazar
Alın Benden de 2009'un son masası..
Geçtiğimiz hafta sonu 2009’un son pazarı uzun zamandır gitmek istediğimiz birilerine gittik. Her şey ve ortam o kadar güzeldi ki..ta ki ben Hansacığımın o güzel ve temiz buzdolabına kahvaltı tabağını (tepsisini) devirene dek..Sonrası malum..Üf ya tüh ya.Valla nazarım değdi.Ne güzel temiz buzdolabın diye diye..Eyvah eteğim zeytinlerin yağına banmış...Üzerime olan sayılı eteklerimden biriydin seeennn…. Ühü ühü…
Babamın da o tarihte yurt dışında olmasını fırsat bilerek annemi Hansayla baş başa bırakıp biz İstanbul’a geri döndük. Bakmayın İstanbul’a döndük dediğime. Aslında orası da İstanbul il sınırları içinde ama Tekirdağ’a daha yakın. Olsun ya biz birbirimizi böyle de çok seviyoruz. Hansacığıma çook cici bir tişört aldım. Daha büyüğü ile değiştirmem için bana geri verdi. O benim oldu. Ben de ona XL beden aldım ve dün takdim ettim.J Kızma malum durumdan dolayı J
Sizlere bu güzel masa ile veda ediyorum. Menüdeki patatesli mantar, karışık kızartma, börek, annemin çörekleri ve sayamayıp resmini eklediğim her şey muhteşem ötesiydi…
Teşekkür ederiz CİCİ ailesi.
22 Aralık 2009 Salı
Bayat Ekmek Poğaçası
Bugünkü tarif iki çocuk annesi beden eğitimi öğretmeni arkadaşım Tuba’ya ait. ( Sanki her gün bi tarif veriyormuşum gibi oldu biraz)
Yılan hikayesine dönüşen buluşma günümüz nihayet bugün gerçekleşti. Teee bu senenin başında başlattığımız günümüzü devam ettirmek için, 5 kişilik çekirdek bir gün olmasına rağmen bir türlü fırsat bulup uygun gün ayarlayamadık. Dolayısıyla baya bi sarktı. Ama değdi hakikaten. Çünkü gün grubumuzun dışında uzun zamandır görüşemediğimiz iki arkadaşımız da katıldı buluşmaya.
Mekan sevgili Tubacığımın evi idi. Yıllarca giriş katta oturan arkadaşım 4. kata taşınmış. Evi ikramları, çocukları kendisi kısacası her şey harikaydı..Sofra o kadar zengindi ki..Maşallah yapmış da yapmış. 14 çeşide kadar sayabildim.Ellerine sağlık pratik arkadaşım.. Hepsinden tatmaya çalıştım. En çok ilgimizi çeken de bayat ekmekle yapılan poğaça oldu.Tarifini o da bi arkadaşından almış.Tarifi bana bu gece mutlaka mail at dedim. Hemen buzdolabının üzerinden alıp elime tutuşturuverdi. Ben de sıcağı sıcağına yazıyorum…
Bayat Ekmek Poğaçası
Malzemeler
1 su bardağı yoğurt
1 su bardağı sıvı yağ
Islatılmış yarım ekmek ( bayat )
1 yumurta sarısı
Tuz
1 paket kabartma tozu
Aldığı kadar un
Galeta unu
İstediğiniz her hangi bir iç ( Kıyma, peynir.. vs)
Hazırlanışı
Malzemelerin hepsini karıştırıp hamuru inceltiyoruz.Normal poğaça gibi malzemeden koyup kapatıyoruz.Önce yumurta akına sonra galeta ununa bandırıp tepsiye diziyoruz.
Sıcak olarak tüketilmesi tavsiye ediliyor..
1 Kasım 2009 Pazar
Doğum Günü Pastam
Her 29 Ekim'de bir yaş daha büyüdüğümü düşünürdüm. Bu sene artık yaşımın ilerlemediğini farkettim. Hala 22 yaşındayım :) Bu seneyi takip eden 15 yıl boyunca Allah ömür verdiği sürece hep 22. yaş günümü kutlayacağım :)
Doğum günümde arayan, mesaj atan face de not bırakan ve bizzat kutlayan arkadaşlarıma, akrabalarıma teşekkür ederim.Allah hepimize sağlıklı, huzulu hayırlı bir ömür nasip etsin..
Maklube
Sevgili kardeşim Ukbe dün akşam eşimin telefonunu yürüttü. Oysa ki biz onu yağmurlu ve soğuk bir akşamda eve kadar sıcak arabamızla bırakmıştık. Telefonundaki mesajlarını okumaya yeltendiğimde özel hayatın öneminden bahseden ufak şeker 6300 Nokia marka bir telefonu el altından eve götürmenin özel hayatla bir alakasının olmadığını iddia ediyor. Bu resimdeki lezzet yumağı ise çaldığı telefonu pişmanlık duygusuyla geri getirmesinin sonucu olarak ona verdiğimiz ödül.
Eşim ben ve Ukbe üçlüsünden oluşan kombinasyon bu lezzete imza attı.
İşte Tarif:
5 çay bardağı pirinç ( büyük baraklardan)
Yarım kg kuzu kuşbaşı ( biz dana kullandık markette kalmamış)
6 tane küçük boy patatesi
1 tan soğan
Tere yağ, Zeytinyağı, tuz
Öncelikle eti pişiriyoruz.(olduğundan biraz daha küçültürseniz daha iyi olur) Patatesi yuvarlak yuvarlak dilimleyip az yağda kızartın. Soğanı da yuvarlak keserek yağladığınız bir tencerenin altına dizin. Pirinci kavurun.Sırasıyla en alta soğan, patates, et, pirinç, patates, et, pirinç kuralına uyarak tencereye bastıra bastıra dizin. Aralarına ince tereyağ dilimleri dizin. Daha sonra ocağa alın. Bir kaşık yardımıyla kaynamış suyu, hazırlanan pilavlı karışımın üzerinden 2 cm çıkacak kadar ilave edin. Kısık ateşte yarım saat kadr pişirin. Yuvarlak bir tepsinin ortasına ters çevirerek servis yapın. Bunu görenler maklube böyle olmaz diyebilirler. Biz üç kişi olduğumuz için daha büyük bir tepsiye çevirmedik. Dolayısıyla etrafına salata ve yoğurt da koymadık. Onları da bağımsız tabakalarında servis ettik. Afiyetle yedik bitti!